shopify site analytics
Bugünkü Haberler
ray dolap


TWITTER

EN ÇOK OKUNANLAR

Turgut Özakman Diriliş
Turgut Özakman Diriliş
353. baskı yaparak alanında dünya rekoru kıran, korsan basımıyla satışı 5 milyona ulaşan ’Şu Çılgın Türkler’in yazarı Turgut Özakman, gelecek hafta çıkacak yeni kitabı ’Diriliş’ten bazı bölümleri ve kitabı kaleme alış öyküsünü ilk kez Hürriyet ile paylaştı. İşte, Çanakkale Savaşı...
25 Şubat 2008 11:16
Font1 Font2 Font3 Font4

353. baskı yaparak alanında dünya rekoru kıran, korsan basımıyla satışı 5 milyona ulaşan ’Şu Çılgın Türkler’in yazarı Turgut Özakman, gelecek hafta çıkacak yeni kitabı ’Diriliş’ten bazı bölümleri ve kitabı kaleme alış öyküsünü ilk kez Hürriyet ile paylaştı. İşte, Çanakkale Savaşı ile o zorlu dönemi konu alan ’Diriliş’ten bazı bölümler ve “Yazarken şehitler omuz başımdaydı” diyen Turgut Özakman’ın hurriyet gazetesi ile olan söyleşilerinde…

ÇANAKKALE Savaşı’nı ve o dönemi en iyi özetleyen ve sonrasını sonsuza açan sözcüğün Diriliş olduğunu düşünüyorum.
Ey sevgili gençler!
Bu savaşları, lütfen sabırla, dikkatle, düşüne düşüne okuyunuz. Bunları heyecanlı, kanlı savaş sahneleri anlatmak için değil, hele savaşı övmek için hiç değil; irade, akıl, buluş, yurtseverlik, milli duruş, bilinç, sebat, kararlılık, inanç, benlik, gerçek kahramanlık, insanlık ve karakter sergisi oldukları için, bir milletin dirilişinin, uyanışının aşamalarını oluşturdukları için anlattım, bilmenizi istedim.
Bu olağanüstü zaferi hikaye ederken olayları hiç abartmadım. Ucuz kahramanlık hikayelerine, hasamet edebiyetına, şovence anlatıma hiç yer vermedim.
Birçok sayfayı, o kan deryası içinde, yarı aç, yarı tok, yurtlarını ve insanlıklarını koruyan kahramanlara duyduğum saygı ve minnet nedeniyle gözlerim yaşara yaşara yazdığımı söylemeliyim.
Diriliş’i yazarken bazı şehitlerin omuz başımda durdukları, yazdıklarımı denetledikleri duygusuna kapıldığım çok oldu.
Karşı yanın kahramanlarını belirtmeyi de ihmal etmedim.
Ayıplarımızı ve başarısızlıklarımızı da gösterdim.”
Kitaptan bazı bölümler ;
GÜNAHSA GÜNAH DEYİP SAÇLARINI FEDA ETTİ 
GEMİLERİN bedeli 7 milyon lira tutuyordu. Hazinede ilk taksiti ödeyebilecek kadar bile para yoktu. Donanma Cemiyeti aracılığı ile halktan yardım istendi.
Bu istek büyük heyecan uyandırdı. Yeni bir yenilgi onursuzluğu ve acısı yaşamak istemeyen halk harekete geçti. Heyecan köpürerek, dalga dalga yayıldı.
Tarihin yazık ki adını kaydetmediği kimsesiz, yoksul bir kadın da unutulmayacak bir kahramanlık yaptı. Beyoğlu berberlerinin peruka (takma saç) yapmak için parasıyla saç aradıklarını duymuştu. Müslüman Türklerde kadınlar genellikle saçlarını kesmez, kesenlere iyi gözle bakılmazdı. Ama uzun saçından başka varlığı yoktu. Cepheden gelen yaralıları, iniltileri kesilmeyen göçmenleri, caddelerden yenilginin utancı içinde başları eğik geçen namuslu subayları düşündü. Günahsa günaha girmeyi, ayıplanmayı, hor görülmeyi, çirkin olmayı göze aldı; o kadar sevdiği saçlarını ağlaya ağlaya dibinden kesti. Rum berbere sattı, aldığı üç kuruşu koşa koşa Donanma Cemiyeti’ne yetiştirdi.
 KADINLAR ASKERLİK DİLEKÇESİ VERDİLER
KADIN Haklarını Savunma Derneği Yönetim Kurulu ile Dünyası dergisinin ileri gelen yazarları derginin Divanyolu’ndaki yönetim yerinde toplandılar. Derneğin Başkanı ve Derginin kurucusu Nuriye Hanımın çağrısı üzerine bir araya gelmişlerdi.
Nuriye Hanım, “Zaten kağıt sıkıntısı var” dedi, “Dergiyi zorlukla yayımlayabiliyoruz. Dergiyi kapatalım, bütün zamanımızı derneğe ayıralım. Birçok yolla ordumuza yardımcı olabiliriz. Kızılay, Donanma Cemiyeti, Müdafaa-yı Milliye Cemiyeti gibi yursever örgütlerin kadın kollarında da çalışabiliriz. Birçok üyemiz var. Üyemiz olmayanlardan da destek isteriz. Yardım toplayabiliriz. Çamaşır dikebilir, çorap örebilir, sargı bezi hazırlayabiliriz. Bu amaçla kadınların çalışacakları işlikler kurabiliriz. Ne dersiniz?”
Öneri oybirliği ile kabul edildi. Daha da ileri giderek Enver Paşaya bir telgraf çekip gerekirse askerlik yapmaya hazır olduklarını da bildirdiler.
GÖNÜLLÜ HEMŞİRELİK KURSLARI AÇILDI
KIZILAY Kadınlar Kolu’nda çalışan hanımlardan biri, gönüllü hemşirelik kursu açılmasını önerdi. Öneri heyecanla, alkışlarla benimsendi. Bu olay yalnız bir hayır etkinliği olmaz, gerçekleşirse, birçok zincirin kırılmasını da kolaylaştırırdı. Öyle de olacaktı.
Kızılay Genel Başkanı Dr. Besim Ömer Paşa’yı ziyaret ettiler.
Öneriyi öğrenince Paşa’nın gözleri yaşardı.
Kadınların çalışmasını, meslek gereği de olsa bir erkeğe el sürmesini kabul etmeyen bağnazların tepkilerine göğüs gererek hemşirelik mesleğini o başlatmıştı. Açtığı kursu bitiren Müslüman hanımlar Trablus ve Balkan Savaşı sırasında Kızılay hastanelerinde çalışmışlardı. İçini çekti:
“O felaket günlerinin ertesinde, yeni kurs açmayı düşünemedik. Eskilerden bu önemli mesleği sürdüren ancak bir iki kişi kaldı. Evlenenler, belki de kocaları izin vermediği için ayrıldılar. İlk kursa pek az hanım katılabilmişti. Anlıyorum ki bu kez öyle olmayacak. Kurs açılacağını duyurun!”
Hanımlar odadan çıkar çıkmaz bu güzel hizmeti başlatmak için yardımcısını çağırdı.
SAVAŞ KARARINI TEK BAŞINA VERDİ
ENVER Paşa, sabah bütün raporları okudu. Bronsart Paşa, Alman Genelkurmayı’ndan aldığı emre göre bir rapor hazırlamıştı. Rapor, Osmanlı Devleti’nin savaşa nasıl gireceğini belirliyordu. Bir çeşit savaş senaryosuydu.
Odasında yapayalnızdı.
Tarih, geçmişi görkemle dolu imparatorluğun kaderini elinde tutan genç adamın bir karar vermesini bekliyordu. Durumu Türk kurmaylarla değerlendirebilirdi. Sadrazama bildirebilir, hükümete götürebilirdi. Cemal ve Talat Paşalarla toplanıp görüşebilirdi. Hiç birini yapmadı. Tarihin huzurunda tek başına durdu ve müthiş kararı verdi: Bronsart Paşanın raporunu onayladı!
Osmanlı Devleti’nin savaşa nasıl gireceğini açıklayan çok gizli belge Alman Genelkurmayına gönderildi.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE’DE 
MUSTAFA Kemal, 3. Kolordu’ya malzeme taşıyan küçük bir gemiyle Tekirdağ’a geldi.
19. Tümen daha kuruluş halindeydi. Tümenin karargáhı bile yoktu. Üç alayı vardı. Biri 57. Alay’dı. Karma bir alaydı. Alayda Anadolu’nun her şehrinden birkaç kişi vardı. Türkiye sergisi gibiydi. Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Bey, yürekli, bilgili, çalışkan bir subaydı.
Yeni kurulduğu için alaya daha sancak verilmemişti. Öteki iki alayın kuruluşu ise daha tamamlanmamıştı.
M. Kemal göreve başladığını Kolordu Komutanlığına bildirdi: 1 Şubat 1915.
M. Kemal’in ve yeni Türkiye’nin saati çalışmaya başlamıştı.
MEHMETÇİĞİN HELVA SEVİNCİ
HİLMİ Bey hepsine teşekkür etti, yardımcısı Teğmen Fahri’ye de usulca, “Bugün akşam yemeğine irmik helvası ekleyelim” dedi, “Hak etti çocuklar.”
Cebinden para vererek gereken malzemeyi aldırmasını rica etti.
İrmik helvası büyük olaydı.
Akşam az etli bulgur pilavı vardı. Bir de helva olduğunu duyunca asker bayram etti. Bataryanın uğuru Deli Mustafa ile Deli İbrahim zıpzıp zıpladılar. Bunlar 40 yaşında iki iyi çocuktu!
“Hey hey heyyyy!”
Er Edremitli Seyid’in gözleri dört açıldı, “Anaav”… diye inledi minnetle, “.. padişah sofrası da anca bu kadar olur!”
 Haberle ilgili ayrıntılar için tıklayınız


Bu haberler ilginizi çekebilir! (Sponsor bağlantılar dahildir)

Turgut Özakman Diriliş Yazısına 17 Yorum Yapıldı

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa